Bundan önceki yazımda mevcut manzarayı göstermek istemiştim. O yazıyı takiben 2 gelişme oldu. Birincisi yönetim içinden Sayın Osman Sungur, Başkan adaylığını açıkladı. Aldığı cesur kararın yanında taraftarlık anlayışını ve özeleştiri usulünü de çok değerli buluyorum. Kendi işlerindeki başarısını da izliyorum. Eğer başka aday yoksa, camia olarak etrafında birleşelim ve kongre tarihini beklemeden, başta transfer işleri olmak üzere bazı gerekli kararlar için  mevcut yönetim kurulu düğmeye basabilsin.  

Zira takvim olarak gecikiyoruz…    

İkinci önemli gelişme; hocamızın yaptığı çağrıdır ve gerek zamanlama olarak gerekse içerik olarak çok anlamlıdır.    

 

Çünkü;

Ligler 11 Ağustos tarihinde başlıyor. Yeni yönetimin belli olacağı tarih 16 Temmuz 2023 dür. Sezon açılışının tahminen 3-5 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşmesi söz konusudur. Bu tarihin bile henüz netleşmemesi (araya bayramın gireceği de düşünülürse) büyük eksikliktir.

Peki bu sezon açılışı hangi kadro ile yapılacak ?

Hoca nezaket göstermiş, “iskeleti olmayan bir kadroya sahibim ve bazı şeyler için geç kalıyoruz” demiş.

Ben ona tercüman olayım ve daha gerçeğini söyleyeyim; elde kadro filan yok, transfer çalışması yapacak zaman da kalmıyor…

Peki bu durumda hocanın çaresizliği ortada değil mi ?     

Çünkü yeni yönetim seçim günü işe başlayamaz. Bütün transferleri de bir günde yapamaz. 3-4 günde organize olsalar, ilk maçın oynanacağı tarihe kadar önlerinde sadece 20 gün kalıyor. Bu süre içinde belli aralıklarla gelecek oyunculardan lige hazır takım kurmak kolay mı ?

 

Üstelik 15 Eylülde transfer sezonu da bitecek…

Niyazi beyin kararsızlıkları geçen yıl nasıl zaman kaybettirdiyse, bu sene de aynısı olmuştur. Oysa 24 Mayıs 2023 tarihinde ilk kararı verdiğinde süreci başlatsaydı, biz şimdiye kadar kongreyi gerçekleştirmiş olurduk. Kaldı ki daha sonra “Ekim ayında kongreyi yaparız” diyerek ama sonra bundan da vazgeçerek süreci iyice geciktirmiştir. 

Temmuz ayının ortasında kongre olmaz. Çünkü herkes iş yaparken, biz eli kolu bağlı bekleyeceğiz. Ve baştan kaybedeceğiz…

Peki o her zaman konuşanlar nerelerdesiniz ?

 

“Biz gittikten sonra geriye kalanlar ne yaparsa yapsınlar” tarzı rahatlık, biraz haksızlık olmuyor mu ?

Hani önce taraftardık !

Bazı siyasiler gibi koltuğu kaybeden, gönlündeki eski yuvasına mı dönmeli ?

Tam 19 yıl önce kulüpteki görevim bitmişti. Takip edenler biliyorlar ki; bu süre içinde 1 gün bile renklerimize ilgisiz kalmadım. Hem de 450 km uzaktan…

Elbette bu kulüpte daha fedakar taraftarlar da vardır ama nedense sessizliği tercih ediyorlar…

İşte önemli kayıplarımız da bu şekilde oluşuyor…