Reklamı Geç
Erdem Ceydilek'in tarihi konuşması
Ercüment Tunçalp

Erdem Ceydilek'in tarihi konuşması

Bu içerik 2222 kez okundu.

Gençlerbirliği Genel Kurulu üzerinden bir hafta geçti, ortalık nispeten sakinleşti. Ancak bazı konuların tarihe not düşmek açısından kaydedilmesini zaruri görüyorum.

Önce Genel Kurulu başarıyla yöneten Divan Başkanı Sayın Hasan Gerçeker’i ve heyetini gayretlerinden dolayı kutluyoruz. Sonra da işlerini zorlaştıran bu çirkin ortamı yaratanlar adına kendilerinden özür diliyoruz.

Erdem kardeşimiz eleştirilerini her zaman seviyeli bir şekilde ortaya koyan bir kongre üyesi ve gerçek Gençlerbirliği taraftarıdır.

“Gerçek olmayan Gençlerbirliği taraftarı mı var ?” diye soranlara verilecek cevabımız, sadece “güldürmeyin bizi” olabilir. Zira yıllardır biz yazmaktan yorulduk. Dinleyenlere de bıkkınlık geldi.   

Konuşmasının bitirilmesine fırsat verilmeyen Erdem Ceydilek maalesef  kürsüyü erken terketmek zorunda kalmıştır.

Sonuçta; aşağıda tam metnini vereceğim konuşmanın son 45 satırı saldırıya kurban gitmiştir. Konuşmayı dinleyenlerin bu son kısmı okumalarını ama bütün taraftarların bu tarihi konuşmayı arşivlerine almalarını önemle tavsiye ederim.  

İşte Erdem Ceydilek’in konuşması :

Herkese merhaba. İsmim Erdem Ceydilek. Gençlerbirliği taraftarıyım.

Öncelikle uzun bir hatalar zinciri neticesinde acı bir şekilde küme düştüğümüz bir sezonun hemen ertesinde yeniden Süper Lig’e yükselmeyi başaran Gençlerbirliği camiasını, futbolcu, teknik ekip, sağlık ekibi, kulüp personeli, kulüp yönetimi ve büyük Gençlerbirliği taraftarını kutluyorum. Çok zor bir seneydi hepimiz için. Çok acılar çekildi, tribünde saç baş yolduk ama neticeye ulaşma anlamında hedefe ulaştığımızı söyleyebiliriz.




Bu kongre belirtilen tarihinde yapılsaydı söyleyecek çok sözümüz vardı. Ama kongrenin usulsüz bir şekilde bugüne kadar yapılmamış olması o sözlerimizi unuttuğumuz anlamına gelmiyor elbette. Tüm bunların hesabını vermeden, hiç kimse “ben bu yıl kupayı İlhan Cavcav’ın mezarına götüreceğime yemin etmiştim ve sözümü tuttum.” diyerek işin içinden sıyrılamaz, kahramanlık hiç yapamaz, “büyük başkanlık” oynayamaz. Önce bunları konuşacağız. Gençlerbirliği neden küme düştü, neden 96 yıllık birikimin tüm değerlerini ayaklar altına alan bir teknik adamın bu kulübün içinde at koşturmasına izin verdi, önce bunları konuşacağız!

Gençlerbirliği son 10 yılda bir değirmene dönüştü. Bu değirmen yüzlerce futbolcuyu öğüttü. Yüzlercesi geldi, yüzlercesi gitti. Ödenen bonservis bedellerini, maaşları ya da sözleşme fesih bedellerini bilemiyoruz.

Gönül isterdi ki, kulübümüz şeffaf yönetilsin ve bu sayıları düzenli olarak kulüpten alalım ama ne yazık ki sadece basına yansıyan sayılar var elimizde. Son 10 yılda, 2008-2009 sezonundan başlayarak, Gençlerbirliği 110 farklı takımdan (Gençlerbirliği U21 ve Hacettepe’yi saymıyorum) toplam 152 futbolcu transfer etmiş. Aynı dönemde, bizde oynadıktan sonra başka takımlarda futbol hayatına devam eden 242 futbolcu olmuş. Yani Gençlerbirliği’nin transfer çarkı 10 yılda yaklaşık 300 futbolcuyu öğütmüş. Peki bu 10 senedeki koca transfer çarkı kimleri zengin etti? Kulübü zengin etmediği kesin. Rakamlar ortada. Kulüpte cirit atan oyuncu menajerlerini zengin ettiğini biliyoruz elbette bu çarkın. Ve belki de daha bilmediğimiz kimleri!

Gelelim son 2 seneye: 24 farklı takımdan 26 oyuncu transfer etmişiz. 30 farklı takıma 40 futbolcu göndermişiz. Sadece Aleksandar Scekic'in Partizan'a transferinden 100 bin Euro gelir elde etmişiz. Bu sene de 15’ten fazla futbolcumuzun sözleşmesi bitiyor ve bu oyuncular kulüpten ya ayrıldılar ya da ayrılacaklar. Değirmen son iki yılda da durmamış, futbolcu öğütmeye ve birilerinin cebini doldurmaya devam etmiş.




Ousmane Ndiaye, Diallo, Bady, Velikonja, Agon Mehmedi, Ring… Liste uzun. Ama bir isim var ki bu kulüpte yanlış giden her şeyin özeti! 13 Temmuz 2017’de belki de Gençlerbirliği tarihinin en saçma transferini yaptık. Sayın Murat Cavcav’ın, Gençlerbirliği formasını üstüne geçiren Erdi Can Şehit ile el sıkıştığı fotoğrafla servis edilen bir transfer haberiydi bu. Özgeçmişinde Fenerbahçe altyapısında oynanan maçlar, Tavşanlı Linyitspor’da oynanan 8-10 maçtan başka hiçbir şey olmayan 21 yaşındaki bu oyuncuyu Fenerbahçe’den kiraladığımızı söylüyordu bu haber. Dikkatinizi çekiyorum: Kiraladık! Bonservisiyle transfer etmedik. Ümit Özat sezon içerisinde gelen eleştirilere “Biz Erdi Can’ı yetiştirmek için aldık.” diye cevap vermişti. Yönetimden biri çıkıp da “Arkadaş, biz neden Fenerbahçe’de fırsat bulamayan, hiçbir umut vadetmeyen bir oyuncuyu kiralayıp, yetiştirmeye çabalıyoruz?” diye sormadı. Bu genç arkadaşın özgeçmişinde hiçbir şey yazmıyor demiştim ama bir şey yazıyordu, ki her soru işaretinin cevabı niteliğinde bu bilgi.

Erdi Can’ın babası Erdinç Şehit bir oyuncu menajeri ve o sene takımımızda oynayan Zeki Yavru ve Ahmet İlhan’ın menajerliklerini yapıyordu. Usta gazeteci ve Gençlerbirliği’nin eski futbolcusu Atilla Türker, 2018’deki bir yazısında şöyle söylüyordu: “Getirdiği futbolcularla yetinmeyen bir menajer, ‘Belki oynar, belki patlar’ diye... Kendi oğlunu bile Gençlerbirliği’ne kiralık verdi. Ama, ne yazık ki hiçbir yerde patlayamayan bu genç futbolcu, Gençlerbirliği’nde de 1 dakika oynayamadı, yine patlayamadı.”

Soruyorum şimdi size saygıdeğer yönetim kurulu üyeleri ve kıymetli delegeler: Tesislerden içeri 10 yaşında adımını attığı günden bu yana A takımla idmana, maça çıkmayı hayal eden Beştepe çocuklarına bu durumu nasıl açıklayacağız? Neredeyse 100 yıllık bu çınarın kırmızı siyahlı formasını, “senin baban bu kulüple iş yapan bir futbolcu menajeri olmadığı için sen değil, bu torpilli çocuk giyiyor” mu diyeceğiz? “Bu kulüp kendi altyapısından çıkardığı genci değil, torpille gelen Fenerbahçeli bir oyuncuyu yetiştirmeye karar verdi” mi diyeceğiz? Ne diyeceğiz gerçekten?

Gençlerbirliği, camiasıyla, taraftarıyla, geçmişiyle, altyapısıyla bu ülkede belki de beşeri sermayesi, yani insan kalitesi ve kapasitesi en yüksek kulüp olabilir. Evet, arkamızda bir belediye, siyasetçi ya da niceliksel anlamda büyük bir destek bulunmuyor. Ama kendini Gençlerbirlikli hisseden hemen herkes, bu kulüp için pozitif şeyler ortaya koyabilecek karakterler. Fakat Gençlerbirliği yönetimi, ne yazık ki bu beşeri sermayeden kurumsal bir yapılanmanın içinde faydalanmak, bilimin ve modern dünyanın gerektirdiği profesyonelliği benimsemek yerine, Gençlerbirliği’ne hiçbir aidiyet duymayan, sadece kişisel iş ilişkileri ya da ahbaplık ilişkileri üzerinden bu kulübü yönetmeyi tercih ediyor. Bu zihniyeti kesinlikle reddediyoruz!




Gençlerbirliği, kamuoyundaki genel Gençlerbirliği sempatisini yok eden, taraftarı, oyuncuları ve medyayı geren tiplerin teknik direktörlük yaptığı, simsar menajerlerin tesislerde cirit attığı, yönetiminin hiçbir şeffaflık barındırmadığı, genel kurul için her seferinde yüzlerce yeni üyenin yapıldığı ve bunlara itiraz eden gerçek Gençlerbirliklilerin hain ilan edildiği bir hanedanlık zihniyetine teslim edilemeyecek kadar kıymetli bir camiadır.

Yine bir örnek vereyim. 18 Şubat 2017 tarihinde, rahmetli İlhan Cavcav’ın vefatından sonra yapılan olağanüstü genel kurulda, hiçbir rakip aday bulunmamasına rağmen, yine yüzlerce yeni üyeyle kongreyi gerçekleştirdik. Divan kurulu henüz delegeleri oy kullanmak için sandıklara çağırmamasına rağmen, bu yeni üyeler sahnede kuyruklar oluşturdu. Çok acı bir söz var o gün duyduğumuz. Divan başkanı rahmetli İsmail Özersin söz almışken ve bilgilendirmelerde bulunurken, sıra bekleyen bu yeni üyelerden biri “Hadi ihtiyar, uzatma daha fazla” diye seslendi İsmail Bey’e. Düşünebiliyor musunuz, Gençlerbirliği’ne hiçbir bağ hissetmeyen, yönetim tarafından sırf genel kurulda oy versin diye kulübe üye yapılan lüzumsuz bir insan, belki de bu camianın en büyük emekçilerinden olan rahmetli İsmail Özersin’e böyle sesleniyor. Bunun sebebi işte bu zihniyettir. Gerçek Gençlerbirliklilere, Gençlerbirliği taraftarı olmayan yeni kongre üyelerinin hakaret edebilmesine imkan tanıyan bir yönetim!

Ve son bir örnek! Tarih 28 Mayıs 2017. 2016-2017 sezonunun 33. hafta karşılaşmasında rakibimiz deplasmanda Bursaspor. Bursaspor ve Rizespor kümeden kalma mücadelesi veriyor son haftalarda. 2-1 kazanıyoruz bu maçı. Aynı gün ve aynı saatte Osmanlıspor-Rizespor maçı var. Kulüp asbaşkanımız Sayın Şahin Kartal, Twitter hesabından, önce bizim attığımız gollere seviniyor sonra da "Haydi Rize'm sıra sende" şeklinde bir paylaşım yapıyor.




Bunu da Twitter hesabında kendisini Gençlerbirliği asbaşkanı olarak tanıtmasına rağmen yapıyor. Çünkü Sayın Şahin Kartal bir Gençlerbirliği taraftarı değil. Babası Sayın Hasan Kartal Rizespor başkanı ve Ankara'da çeşitli büyük ölçekli inşaat işleri yapan Kartallar Holding'in başkanı. Taşıdığı titrin önemini ve ciddiyetini bilmeyen, Gençlerbirliği'nin kıymetini bilmeyen birini asbaşkan yaparsanız, sonuçları bu olur elbette! Kendini hem Gençlerbirliği asbaşkanı olarak tanıtır hem de aynı klasmanda mücadele eden bir takıma alenen desteğini ilan eder. Sahi, Vedat Muriç’i biz Rizespor’a nasıl verdik? Neden verdik? İnsanın aklına bin türlü şey geliyor değil mi?

İnanın bunun gibi örnekleri tek tek anlatsak, değil bir gün, bir hafta boyunca genel kurul yapmamız gerekir. Ama uzatmayacağım. Bu örneklerin bile yeterli olduğunu düşünüyorum. Evet, son 10 senede ama en çok da son iki senede tribünde biz çok acı çektik. Ama tribünde beraber acı çektiğimiz insanların hepsi çok güzel insanlar. Her birini sokakta görsem, metroda karşısına otursam tanırım, selamımı eksik etmem. Soğuk Ankara kışında gözüm sokakta boyunlara dolanmış kırmızı siyah atkı arar. Denk gelirse eğer gözlerimiz ufaktan selamlaşırız. Suratımıza bir gülümseme, yüreğimize bir güzellik gelir yerleşir. Gençlerbirliği’ne gönül vermiş, inatla Gençlerbirliği taraftarı olan, tribünde omuz omuza olduğumuz, beraber üzülüp beraber sevindiğimiz tüm taraftar arkadaşlarımı yürekten kutluyorum. Şu salona bakıyorum ve görüyorum ki çoğunuz benim ve diğer Gençlerbirliklilerin tanışması gereken insanlarsınız. Sizleri tanımıyoruz. Maçlarda görmüyoruz. Burada bir çok tribün dostumuz var.

Sayamadığım, şimdi kürsüden göremediğim dostlarım, abilerim, ablalarım var. Bazılarınızın ismini bilmiyorum ama tribünden biliyorum simalarınızı. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. İyi ki Gençlerbirlikliyiz.

Tribünde hep beraber omuz omuza çok acı çektik bu sene. Hepinizi tek tek sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Bu sezon 32. Haftada 5 Mayıs Pazar akşamı oynadığımız Denizlispor maçına dönelim isterseniz hızlıca. Bizler tribündeydik o akşam. Takıma destek olmaktan boğazımız ağrıyarak gezdik tüm hafta boyunca. Siz, tribünlerde görmediğimiz, kongreden kongreye gördüğümüz siz, ne yapıyordunuz o esnada? Benim bir tahminim var. Aynı saatte oynanan Galatasaray-Beşiktaş maçını izliyordunuz muhtemelen evinizde.

Taraftarı olduğunuz takımın süper lig şampiyonu olması için pür dikkat televizyon ekranına bakıyordunuz. Bunda hiçbir problem yok. Herkes, yüreğinin attığı yerde olur, o şeyi takip eder. Ama sizler, keşke Denizlispor maçında olduğu gibi, bugün de burada olmasaydınız. Sevgisini yüreğinizde hissetmediğiniz bir camianın geleceği için size bir şekilde verilmiş üyelik için hafta sonunuzu burada harcamasaydınız. Ailenizle, çocuğunuzla, sevdiklerinizle bir şeyler yapsaydınız keşke. Bugün babalar günü, keşke çocuğunuzla, babanızla birlikte geçirseydiniz bugünü. Ya da bu hafta sonu üniversite sınavı vardı. Eğer sınava girdiyse çocuğunuzla, yeğeninizle geçirseydiniz keşke bugünü. Hala fırsatınız var, hala bu salondan çıkabilirsiniz. Bazı sebeplerle çekiniyorsanız ve salondan çıkamıyorsanız, lütfen sandıkların başına geldiğinizde en azından boş oylar kullanarak sizi pazar sabahı buraya kadar getirenlere tepkinizi gösterin. Değmez, gerçekten değmez. Ne hiçbir gönül bağına sahip olmadığınız bir kulüp için hafta sonunuzu harcamaya ne de buradaki gerçek Gençlerbirliklilerin iradesine engel olmaya değer!




Bu kulüp 2017-2018 sezonunda bir kaza eseri düşmedi. Bu kulüp son 15 yılda her sene biraz biraz düştü. Ve siz sayın Gençlerbirliği yönetim kurulu üyeleri, lütfen bu komediye bir son verin ve bu kulübü gerçek Gençlerbirliklilerin kurumsal bir yapı içerisinde profesyonelce yönetmesine izin verin.

Bırakın, bırakın da artık Gençler oynasın!

Saygılar sunuyorum.

Teşekkürler sevgili Erdem. Sayımızın az olduğunu söyleyenlere, hiç olmazsa kulübümüzün sahipsiz kalmadığını anlattığın için…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Spor Ekranı
Spor Ekranı
Kocaelispor Taraftarlarına Terörist Muamelesi
Kocaelispor Taraftarlarına Terörist Muamelesi
sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop sex shop vibrator vibrator vibrator izmir sex shop izmir sex shop ankara sex shop ankara sex shop antalya sex shop penis pompasi penis pompasi