Ankaragücü
Giriş Tarihi : 15-10-2020 09:26   Güncelleme : 15-10-2020 09:32

Ankaragücü'nde sabır ve sorular

Ankaragücü'nde sabır ve sorular

Hürriyet Gazetesi'nden Özgür Şahiner Ankaragücü'nde yaşananları 'Sabır ve sorular' başlığı ile ele almış.

İşte o yazı...

Ankaragücü’nde yasağın kaldırılmasının ardından, yeni transferlerin takıma katılımı ile birlikte kadronun güçlenmesi, camiayı heyecanlandırdı. Ancak, geride kalan 4 haftada alınan sonuçlar ve ortaya konan futbol, yerini endişeli bekleyişe bıraktı. Sarı-lacivertli taraftarlar, erkenden umutsuz bir ruh haline büründü.

Sezon daha yeni başladığından ve kadro önemli ölçüde yenilendiğinden, acımasız eleştirilerin dozunun kaçtığı düşüncesindeyim. Bizim ligimizde, takımların tam anlamıyla hazır hale gelmeleri 7-8 haftayı bulur. O yüzden biraz daha sabır diyorum. Özellikle yeni gelen yabancıların performansları şu an için tam bir hayal kırıklığı gibi fakat ben, bir oyuncu için 2-3 maçta iyi ya da kötü şeklinde hüküm verilmesine karşıyım. Tüm bunlar tartışılırken, gözden kaçmayan tuhaf gelişmelerin yaşanıyor olması işte onlar kafamı karıştırıyor.

KAPTANLIK KONUSU

Önce sezondaki ilk maçın sonuna gidelim. Ankaragücü, BŞB Erzurmspor’a kendi sahasında yenildi. Öfkeli taraftar, hemen isyan bayrağını açtı. Tepkiler yükseldi. Başkan, Fatih Mert “Merak etmeyin gereken yapılacak” dedi. Ani bir kararla, İlhan Parlak’ın bileti kesildi. Oysa, takımın teknik direktörü Fuat Çapa, sezon başında, takımın en verimli isimlerinin başında İlhan Parlak’ı sayıyor, istikrarlı çizgisini öne çıkarıp, kendisinden sezon içinde faydalanacağını anlatıyordu.

Ardından, takıma katıldıktan bir-iki hafta sonra, Fenerbahçe’den alınan Alper Potuk, birinci kaptanlığa getirildi. Teknik Direktör Fuat Çapa, hakemlerle iyi diyalog kurulması için yerli bir ismi kaptan yapmayı uygun gördüklerini söyledi. Bence, takım içindeki kıdem ve saygınlık ön planda tutulsa daha anlamlı olurdu. Pinto’nun maç içindeki tavrı, bu anlamda doğru algılanması gereken bir tepkiydi. Eğer, kaptanlık gibi bir sorumluluğu bir isme veriyorsanız, hiç bir oyuncunun kafasında soru işaretinin oluşmaması gerekir. Gençlerbirliği de Selçuk Şahin’i ilk geldiğinde takım kaptanı yapmıştı ancak Selçuk, duruşu, tecrübesi ve kişiliği ile saygı duyulan bir isim olduğundan kimse sesini çıkarmadı. Hatta çok da benimsendi. Ankaragücü’nde, bu anlamda ‘benimseme’ duygusunun tam yerine oturduğuna inanmıyorum.

Kaptanlık konusu Fuat Çapa’ya sorulduğunda, Çapa, olayın çok büyütülmemesi gerektiğini ima ederek, “İkinci kaptanımız Ante Kulusiç” diye açıklama yaptı. Kulusiç’in lisansının dondurulacağı konuşulurken, bu açıklama biraz garipti ve Ankaragücü, Futbol Federasyonu’na önceki gün verdiği oyuncu listesinde, Ante Kulusiç’in ismini çıkardı.

GÜÇLÜ BAĞ OLMALI

Sedat Ağçay, sezon bitiminde sözleşmesi sona eren ve teknik ekip tarafından takımda düşünülmeyen isimler arasında sayılıyordu. Başkan Fatih Mert, kısa süre önce Sedat ile ilgili, “Sedat, ağabeylik yapıp, takımla benim aramda köprü olacak. Onlarla beraber gidip gelecek. Antrenmanları seyredip bana rapor verecek” şeklinde bir açıklama yaptı.

Tüm bunlar, teknik direktör ve kaptan ile rahatlıkla yürütülecek konular iken, görev tanımı bile yapılmamış bu uygulama bir güvensizlik ortamı oluşturmaz mı ?

Saha içi sonuçlarının iyi olması, saha dışında, yönetim, teknik ekip ve oyuncu grubu arasındaki bağın güçlü olması ile sağlanır. Ankaragücü’nde geride kalan yaklaşık 1.5 aylık süreçte, bu anlamda bir bütünlüğün sağlandığını söylemek zor gibi görünüyor. Bu aşılamadığı takdirde, günü kurtaracak galibiyetlerle, çetin yollarda yürümek hiç de kolay olmaz...