Voleybol
Giriş Tarihi : 14-04-2020 11:48   Güncelleme : 14-04-2020 11:48

Türkiye’de seviye çok yüksek

Türkiye’de seviye çok yüksek

Halkbank ailesine, ara transfer döneminde katıldı. Genç, güçlü, yetenekli bir oyuncu olarak tanınıyordu, öyle de çıktı.

Adı Tonček Stern. Arkadaşları “Tona” diyor. Mevkii pasör çaprazı. Takımın sayı yükünü paylaşmak üzere görev yapıyor, pozisyonu gereği. Diğer Halkbank oyuncuları gibi, ‘Tona’ ile de uzaktan söyleştik.

Stern, ülkesi Slovenya’da, ilkokulun beşinci sınıfında voleybola başlamaya karar vermiş. Şehrindeki kulüpte oyuncu, koç ve spor direktörü olan babasından etkilenmiş. Hikayesini, “Slovenya'da Calcit Kamnik’e gittim; Slovenya Ligi, CEV Kupası ve MEVZA organizasyonlarında forma giydim. Orada üç sezon kaldıktan sonra İtalya'ya gidip iki yıl Verona’da oynadım. Sonra Latina takımı ile anlaştım. Bu son sezonun ilk yarısını Polonya’nın Bydgoszcz ekibinde geçirdim. Ardından da Halkbank’a geldim” diyerek anlatıyor.

Yaptığı gözlem ve deneyimleri sonucunda ülkemizdeki voleybol seviyesini oldukça yüksek buluyor. Özellikle de ilk 6 sıradaki takımın düzeyini çok beğeniyor.

Halkbank üst düzey

Oynadığı takım Halkbank, söz ettiği 6 takımdan biri. Stern, “Halkbank Spor Kulübü hakkında söylenecek kötü bir yan yok, bulamazsınız. Çünkü gerçekten kariyerimdeki ve Avrupa'daki en iyi kulüplerden biri. Personel, staff, oyuncular üst düzeyde ve çok profesyonel. Türkiye Ligi ve kupasında üst sıralarda yer alma şansımızın yüksekti. Virüs süreci kaçınılmaz olarak voleybolu durdurdu. Devam etseydi iki kulvarda da final oynama şansımız yüksekti” diyerek kulüp ve yarışmalarla ilgili gözlemlerini anlatıyor.




Evde çalışıyor, uyarıyor

Şu anda Slovenya’daki evinde süreç takip ediyor genç oyuncu. COVID-19’la ilgili durumun Türkiye’deki gibi seyrettiğini anlatıyor. “Sadece eczane ve marketler açık. Ama umarım bu mümkün olan en kısa sürede geçecek, dünya daha iyi olacak! Ben şanslıyım ki, çünkü ailemin büyük bir bahçeye sahip büyük bir evi var. Böylece evimizin etrafında tehlikeye maruz kalmadan koşma ve antrenman yapma şansım var. Ayrıca kardeşim de evde. Onunla voleybol pratiği yapabiliyorum. Elbette benim için avantajlı bir konum. 

Ama uyarıları da var. “En önemlisi evde kalmak, spor yapmak ve hijyene dikkat etmek. Maskesiz dışarı çıkmamalı, virüsün yayılımını ancak böyle engelleyebiliriz. Bana bir şey olmaz demeyi sürdürdükçe, bu sürecin sonuna gelemeyeceğiz. İnsan ve maddi kaynaklarımız heba olacak. Gücümüz israf etmeyelim, spor yapalım, hayatta kalalım!” diyerek ciddi bir ikazda bulunuyor.

Türkiye’ye seviyor

Tonček Stern, çabuk uyum sağlayan bir yapıda, girişken. Kısa sürede Ankara ve Türkiye ile ilgili çok şey öğrenmiş. 

“Türkiye’yi seviyorum” diyor. Ankara’nın çok güzel bir şehir, yaşadığı semtin de harika bir yer olduğunu ifade ediyor. İlk kez tattığı Türk mutfağından çok etkilenmiş. Kahvaltıdan, İskender Kebap’tan, mantı ve köfteden övgüyle söz ediyor. Ama baklava için ayrı bir parantez açıyor.




Tonček’e göre “EN”ler

Klasik olduğu üzere arkadaşlarını soruyoruz. Kendine göre “EN”leri şöyle açıklıyor:

En komik: Abdullah Çam

En çalışkan: Kaptan Hasan Yeşilbudak 


En centilmen: Faik Samed Güneş

En Yetenekli: Efe Bayram!