Voleybol
Giriş Tarihi : 19-03-2020 14:58   Güncelleme : 19-03-2020 14:58

Halkbank’ın tek bir noksanı yok

Halkbank’ın tek bir noksanı yok

Halkbank Voleybol Takımı’nın Alfredo’su, veya Alfi’si!...

Alfredo Walter Martilotti...

İki yıldır Halkbank teknik heyetinde. Çalışkanlığı, pozitif enerjisi ile kendini hemen belli ediyor. Denebilir ki hayatı voleybol.

Türk kültürü hakkında bilgili; nerede hangi mağara var, hangi şehrin neyi ünlü… Bu konularda çok eksiği yok. Çay düşkünü. Mümkün olduğu kadar Türkçe konuşmaya çalışıyor. Türk kahvehane oyunlarını oynuyor, yaşadığı yerde de çok seviliyor.

Seslendiğinizde, “Efendim Abı” veya “Buyur karrdeşim, geldim, geldim” diye yanıt veriyor.

Alfredo ile kendisini, voleybolu ve ülkemizi konuştuk

Kendinden biraz bahseder misin? Okul yaşantın, voleybol geçmişin...

5 Ocak 1980’de doğdum, 5 yaşında okula gittim, hemen okumaya başladım; ilk yılımda okuma yarışmasını kazandım. Bir oyuncak helikopter verdiler.

Sanırım o andan itibaren rekabetçi biri olmaya başladım. Sonra bilimsel lise okudum ve Calabria ekonomi mühendisliği üniversitesinden mezun oldum.

Okulla birlikte kendi şehir takımımda voleybol oynuyordum. İtalya'nın en düşük kategorisinden başladım, İkinci Lig’e kadar yükseldim. 2005 yılında memleketimde antrenörlük hayatıma adım attım ki bu üç yıl sürdü. 2007 ve 2008’de Polonya Kadın Milli Takımında istatistik antrenör görev yaparken, takım 2008 Olimpiyatlara katılma mücadelesi veriyordu. Bunu da başardık ve 2008 Pekin Olimpiyatlarında yarıştık. 




2009'dan 2011'e kadar Bre Banca Lannutti Cuneo için çalıştım. İtalyan Süper Lig Şampiyonluğu ile Süper Kupası ve CEV Kupası’nı kazandım.

2012 yılında 2 Süper Lig Şampiyonluğu ve 2 Süper Kupa kazandığım Lube Macerata için çalıştım.

2015'te Emma Villas Siena’da görev yaptım. 2016-2017 sezonunun ikinci bölümünde, Roma'ya çok yakın olan 7 bin kişilik Toskana Voleybol takımında çalıştım. 2018'den itibaren Halkbank Ailesi'nin bir parçası olduğum için mutlu ve gururluyum

İki yıldır Halkbank ve Ankara’dasın. Ne düşünüyorsun?

Ankara'daki ikinci sezonumu neredeyse bitirdim. İki sezon, iki farklı deneyim! Geçen yıl, elbette, her şey tamamen yeni ve enteresandı; örneğin maç saati 14.00!.. Bu sezon daha farklı, çünkü insanları ve kulüp organizasyonunu tanıdım. Teknik heyetteki tek yabancı olarak çalışma şeklimi “bireysel mod” dan, “paylaşım moduna” uyarladım. Profesyonel olarak daha önce çalıştığım en iyi İtalyan ekibini kıskanacak, tek bir noksanı bile olmayan bir kurum Halkbank. 

İyi bir iş çıkarttık

Sezon bittiğinde takımı nerede görüyorsun?

Normal sezonun sonunda 6. sıradayız, ancak gösterdiğimiz voleybol seviyesi, daha iyi bir pozisyonu hak ediyor. Sezon başında çok fazla maç kaybettik ve bu, konumumuzu olumsuz yönde etkiledi. Sezonun ikinci bölümünde iyi bir iş çıkarttığımız için mutlu olduğumu da söylemeliyim.

Staff grubu hakkında neler söyleyeceksin?

İyi bir grubuz. Sezon boyunca kendimizi geliştirmek için de çok çalıştık. Gruptaki hiç kimse, voleybolu iyi bildiğini düşünerek hareket etmiyor. Bu da ortak çalışma ihtiyacını ve isteğini doğuruyor. Her an, takım için çaba harcıyoruz. Özellikle bir maç kaybettikten sonra, bundan nasıl bir örnek alacağımızı düşünürüz. Bir gerçek var ki, hepimiz aynı yönde düşünüyoruz.

Atatürk’e büyük saygı

Türk yemeklerine, örf ve adetlerine alıştın mı? Sana enteresan gelen neler var?

Çay… Çaya tamamen bağımlıyım, ayrıca İtalya'ya götürmek için bir kazan aldım. Gelenekler hakkında tüm Türk halkının bayrak ve milli kahraman Mustafa Kemal Atatürk'e ne kadar saygı duyduğunu görünce, gerçekten şaşırdım. Bunu söylemek üzücü ama İtalya'da sadece Futbol Milli Takımı bazı maçlar oynadığında vatanseverlik hissediyoruz.

Zaman zaman Türkçe konuşuyorsun. Sence kolay bir dil mi? Burada Türkçe taktik verir misin? Bu kısmı değiştirmeden koyacağım.

Türkçe ile henüz çözemediğim bazı problemlerim var. Benim için kolay bir dil değil. İtalyanca’da ‘ü’, ‘ö’ ve ‘ı’ gibi olmayan bazı harfleri telaffuz etmek gerçekten zor. Mümkün olduğunca öğrenmeye çalışıyorum ama doğru şekilde konuşmak gerçekten kolay değil.




Türkçe taktik vereyim: “Ayde beyler, smaçör oyuncular parmak karşılama ve dikkat lütfen.”

Yüksek enerjili birisin. Bunu neye borçlusun?

Gerçekten bilmiyorum. Ayrıca oyuncu olduğumda, bazı antrenörler bana "tur kapatma düğmesi nerede?" diye soruyorlardı. Çünkü antrenman sırasında hep konuşuyordum. Yemin ederim ki heyecanlanmak için hiç ilaç kullanmadım. Sadece işimden zevk alıyorum.

Bir de ‘okey’ meselesi var. Nasıl öğrendin?

Geçen sezon evimin önünde bir “çay salonu” (kahvehane) vardı. Buraya gelenler. Arabalarını sık sık benim aracımın çıkışını engelleyecek şekilde park ediyorlardı. Bu yüzden her gün araçlarını çekmelerini söylemek için bu yere gidiyordum. Alıştılar bana. Bazen de “Otur da şu el bitsin, çekeriz!” diyorlardı. Ben de bu adamların oynadığı bu değişik oyunu seyrederek öğrenmeye başladım. Bu salonda 10 dakika kaldığım da oldu. Onlara izleye izleye öğrendim.

Ankara nasıl vakit geçiriyorsun?

Bu yıl hayat arkadaşım Dania ve küçük köpeğim Slash benimle beraberler. Ankara'daki maçlardan sonra, boş zamanım olduğunda, film seyredip rahatlıyoruz. Köpeğimizle gezmek de bizim için bir boş zaman aktivitesi. Bahçelievler 7.cadde harika bir yer. Ayrıca, fotoğraf çekmek için bir yer bulmayı severiz, çünkü hobimiz fotoğrafçılıktır.