Tarihimizde “En uzun süre gol atamama rekoru” 55 sene önceye aitti (GHA). Bu rekoru kırmış bulunuyoruz, kutlu olsun!

Yahu Adana Demirspor bile haftalar önce küme düşmesine rağmen, genç çocuklar gol atmak için kendilerini yırtıyorlar ve istediklerini de alıyorlar…

Neticede 1970-71 sezonuna ait 525 dakikalık rekoru açık ara geliştirdik.

Geldiği günden beri tabelada sıfır çekerek bize bu rekoru kazandıran hocanın, Metin Diyadin’in  3,5 katı maaş aldığını öğrendim. Asla Metin hoca ile aynı teraziye konamayacak bir hocaya bu bonkörlük (hem de en parasız zamanımızda) nedendir ?

Kulübe gelir sağlamakla yönetmek aynı şey değildir. Anadolu’da ne takımlar gördük. Transfer yasağına, tamtakır kasaya rağmen onurlu mücadele verdiler.

Geçtiğimiz sezon transfer yasağına rağmen Samsunspor ligin tozunu attı. Daha uzun süre transfer yasağı olan Kayserispor’da ligde kaldı.

Üstelik lig tarihinde, bu güne kadar “ligde kalmanın bu kadar kolay olduğu” bir sezon yaşanmadı. Yani neredeyse zoru başarmak üzereyiz…

“Yönetime taraftarlarımız girdi” diye sevinirken, bu sevinci neden kursağımızda bırakıyorsunuz ? Misafir takımlara bu kadar kıyağın yapıldığı bir ilimizi bana gösterin, sözümü geri alacağım.

Beşiktaş maçında VIP tribünü ve locaları ağzına kadar kim doldurdu ?

Bu yöneticiler tarafı. Bir de taraftar tribünü var. Yüzde 5 misafir takım kontenjanı yüzde 25’e çıkarılır mı ?

Maç Gençlerbirliği sahasında oynanıyorsa neden olmasın ?  

Beşiktaş’a bu kıyağı yapan Galatasaray’dan mı esirgeyecek ?!

Diğer maçlarda olduğu gibi misafir tribününün küçük bir kısmını (1000 kişi) ayırmak varken, 30 milyon hasılat amacıyla trübünün tamamını (5000 kişi) teslim edip (VIP ve localar hariç) kendi evinde yabancısın artık

Takımdan ümidini kesmeyen kasayı doldurmaya bakmaz.

Yıllarca İstanbul’da Gençlerbirliği adına bu işleri kovalamış bir kişi olarak söylüyorum, hakkımızdan 1 fazlasını vermediler. Ne yöneticiler ne de taraftarlar için !

Bir kişi hariç…

Fenerbahçe’de rahmetli Serkan Acar, çektiğim sıkıntıları görürdü de 15-20 davetiye fazla verirdi. Hepsi bu kadar…

Yani kimse şaşırmasın, adeta “gelin bizi dövün” şartlarını oluşturdular. Kendi taraftarlarına tribünü kapatanlar rakip taraftara kapıları açtılar.

Bu bakımdan bu güne gelmemizde tek neden yok, nedenler serisi var !

Paraya ihtiyaç var, tasarruf yok. Problem yokken, problem yaratmak var; beş maçta tek puana tedbir almak yok

Daha ne olsun ?!