Gençlerbirliği’nde Genel Kurul Dedikoduları
Gençlerbirliği, yarın son yılların en kritik genel kurullarından birine gidiyor. Bu genel kurulda yalnızca bir başkan seçilmeyecek; kulübün nasıl bir yönetim anlayışıyla yoluna devam edeceği de netleşecek.
6 Aralık 2025’te yapılan genel kurulda başkanlığa seçilen Arda Çakmak, kürsüde verdiği mesajda daha güçlü ve geniş tabanlı bir yönetim vurgusu yapmıştı. Yarın yapılacak genel kurul, bu söylemin sahadaki ilk ciddi sınavı olacak.
Ancak tablo hiç de sakin değil. Arda Çakmak’ın karşısına birden fazla aday çıkmış durumda. Mithat Akar ve Çağrı Çetin, adaylıklarını sosyal medya üzerinden duyurdu. İsmail Geliç’in ise başkanlık için nabız yokladığı ve kulüpten bilgi talep ettiği konuşuluyor.
Genel kurula 24 saatten az bir süre kala, kulislerde adayların çekilmesi ya da birleşmesi ihtimali yüksek sesle dillendiriliyor. Özellikle Osman Sungur ve Mehmet Kaya döneminde yönetimde yer alan Mithat Akar ile İsmail Geliç’in ortak liste hazırlığı yaptığı iddiası öne çıkıyor.
Daha önce farklı cephelerde yer alan ve sert kutuplaşmalar yaşayan isimlerin, bugün aynı listede buluşma ihtimali, camiada haklı soru işaretleri yaratıyor. Bu isimlerin yönetime gelmeleri halinde nasıl bir yönetim anlayışı sergileyecekleri, belki de genel kurulun en kritik başlığı.
Gece geç saatlerde kısa bir mesajla başkan adaylığını açıklayan Osman Sungur’un, şu ana kadar sessizliğini koruması da dikkat çekiyor. Bu sessizliğin stratejik mi yoksa geçici mi olduğu, yarın netlik kazanacak.
Kulislerin en çok konuşulan iddiası ise dün yaşandığı belirtilen bir telefon görüşmesi. İddiaya göre Mithat Akar, Başkan Arda Çakmak’ı arayarak, “Gençlerbirliği için yüklü bir maddi kaynak bulduk, yönetime bırak” teklifinde bulundu. Arda Çakmak’ın bu teklifi net bir şekilde reddettiği ifade ediliyor.
Bu noktada doğal olarak şu soru gündeme geliyor: Daha önce yönetime giren isimler, o dönem Gençlerbirliği’ne ne kattı? Bugün dile getirilen maddi vaatlerin geçmişte neden karşılık bulmadığı, genel kurul üyelerinin özellikle üzerinde durması gereken bir konu.
Yarın sandıktan çıkacak sonuç, sadece bir başkanı değil, Gençlerbirliği’nin hangi anlayışla yönetileceğini de belirleyecek. Genel kurulun kulis dedikodularından çok sağduyunun ve kulübün geleceğini önceleyen kararların öne çıktığı bir zemine dönüşüp dönüşmeyeceği, asıl mesele olarak duruyor.