16 Mart 2026 Pazartesi
DOLAR 44.28 ₺
EURO 50.59 ₺
STERLIN 58.60 ₺
G.ALTIN 7,136.03 ₺
BTC 71,304.16 $
ETH 2,098.56 $
BİST 0.00

    Ercüment Tunçalp

    Ercüment Tunçalp

    Volkan Hocanın olumlu dokunuşları

    Yayınlama: 15 Mart 2026 Pazar 23:23 Okunma: 156

    Geçen haftaki oyunun beraberliğe rağmen tatmin etmediği konusunda herkes fikir birliği içindeydi. Bu gün ise Gençlerbirliği oyuna çok iyi başladı. Ancak 18. dakikada  bir sorumsuz çıkıp; hocanın emeğine, arkadaşlarının mücadelesine ihanet etmiştir. Bu bir tesadüf de değildir. Koita’nın bir özelliği var, ikinci sarıdan kırmızı bu arkadaşın defterinde yok. Bu sezon 2. defa gördüğü doğrudan kırmzı kart; bu maçta yerdeyken ayak tabanı ile rakibin dizine, Eylül ayında oynanan Kayserispor maçında ise yerdeki rakibin bacağına acımasızca basıyordu. Sonra da arkadaşları hakeme itiraz ederken, o rakip futbolcuların elini sıkarak pişkince çekip gidiyordu. Bu kadar kolay yani…

    Eğer bu maçı bir kişi eksik oyanamasaydık, Beşiktaş buradan yine puansız çıkabilirdi. Üç gün sonra yine bir 6 puanlık maçımız var. Bu güne fazla takılı kalmadan, Konya’dan puan çıkartmaya bakmalıyız…

    Hafta içinde anlamsız bir görüşe takılı kaldık…

    Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, Ziraat Türkiye Kupası’nda yarı finale çıkacak takımın Galatasaray olacağını ilan etmişti.

    Bu söylem taraftarlarımızı üzdü. Oysa birkaç hatırlatma yapıp geçmek daha isabetli olurdu. Şimdi 25 yıl geriye gidelim. 2000-2001 sezonu Türkiye Kupası yarı finalindeki 4 takım; Gençlerbirliği, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş idi. Aşağıdaki fotoğrafta görüleceği üzere, Fotomaç “Devler eşleşti“ manşetini uygun bulmuştu. Elbette bizden bahsetmiyorlardı. Onlar da kupanın sahibi olarak 3 hemşehriden birinin sonuca ulaşacağına emindiler. ..   

    Yarı final kuraları çekilmiş ve ortaya Beşiktaş- Gençlerbirliği, Fenerbahçe- Galatasaray eşleşmeleri çıkmıştı. Üç kulübün yöneticileri uzun uzun konuştuktan sonra sıra bana gelmişti.  

    Benim “yarı finali geçeceğiz, finalde ise kim karşımıza çıkarsa çıksın kupayı alacağız” sözlerimi gülümseyerek karşılamışlardı. Gerçi Beşiktaş’ı o sezon içindeki lig maçında da kendi sahasında 3-0 yenmiştik ama tesadüf sayılıyordu herhalde…

    Haber Resmi

    Sonra ne oldu ?

    Yarı finalde Beşiktaş’ı, Kayseri’deki finalde de Fenerbahçe’yi kupanın dışına itmiştik. Şimdiye kadar birçok Anadolu takımı kupayı kazansa da, hiçbirisi bizim kadar zorlu süreci aşarak Türkiye Kupası’na ulaşmadı.

    103 yıllık kulübümüzün bütün başarısı 2 Türkiye Kupası ile de sınırlı değildir.   

    1941 ve 1946 Türkiye şampiyonluklarımıza giden süreci de o günkü takım kaptanımız rahmetli Hasan ağabeyden (Polat) dinlemiştik. Onları da bir başka yazıda aktarırım.      

    Bunları neden anlatıyorum ?

    Genç taraftarlarımız bu kupayı 2 defa aldığımızı biliyorlar ama yarı finaldeki bu manzarayı ve işin zorluğunu bilmiyor olabilirler.

    Önce inanmak gerekiyor. Yener veya yeniliriz ama kolay teslim olmayız. Bu cesaret seksen yıl önce de böyleydi bu gün de böyle…

    Tarihimiz, yukarda belirttiğim Istanbul üçlüsüne karşı kazandığımız zaferlerle doludur. Üstelik birçoğu da kendi sahalarında olmak üzere…    

    Dolayısıyla Galatasaray taraftarı olan, değerli bir Anadolu Kulübümüz’ün başkanı tahminini söylemiyor, dilekte bulunuyor. Onu da bırakalım, Samsunspor taraftarları düşünsün…

    Tercüme google-site-verification: googleec066cadb209ea56.html