Bu haftanın tesellisi, rakiplerimizin puan kaybetmesi ve bizim tek puanı cebe koymamızdır. Bunun dışında bizleri rahatlatacak bir durum yoktur.
Bazı istatistiki sonuçlar pek bir şey ifade etmez. Örneğin ‘topla oynama’, ‘toplam pas’, isabetli pas gibi…
Bir de çok şey ifade eden rakamlar vardır. Örneğin maçın ilk yarısında gol beklentimiz sıfırdı…
Maçta isabetli şutumuz yok, kaçan net pozisyonumuz yok…
Rakip ceza sahasında topla buluşmada Alanyaspor 36-5 önde. Toplam ortada Alanyaspor 42-10 önde. İsabetli ortada rakip 13-2 öndeler…
Yani futbol adına düşüş devam ediyor.
Peki saha dışında durum nedir ?
Geçtiğimiz haftanın başındaki kurumsal açıklamadan başlayalım…
Güya “aksiyon almak için erken” olan görüş hemen 2 gün sonra değişti ve hoca gitti…
Yani “sezon sonunda bizi bırakıp gitmesinden” korkuluyordu, ancak çok daha erken gitmiş oldu…
Şaşırtan icraatlar bununla da sınırlı değildi. Futbolculara soruluyor, “size hangi hocayı getirelim ?” diye…
Öğrencilere, “size hangi öğretmeni getirelim” diye sormaya benziyor. Elbette notu en bol olan, en az ödev veren, yumuşak tavırlı öğretmen tercihi öne çıkacaktır. Dolayısıyla öğrenciye böyle bir soru sorulamaz !
Sorulursa da, böyle bir ortamda adamın birisi çıkıp “ben İzmir’e gitmiyorum” diyebilir, En şiddetli şekilde cezalandırılması gerekirken de 2 gün sonra antrenmanda izledik.
Bu konuda sadece giden hoca hatalı değildir. Bir tane yönetici de çıkıp, “oğlum takım gitti, sen niye hâlâ buradasın” diye sormaz mı ?
İmza törenindeki fotoğrafa gösterilen ilginin yarısı bu konuya ayrılamaz mıydı ?
Volkan Demirel’e yeni görevinde başarılar diliyorum. Bizi ilgilendiren kısmı, bu takımın ligde kalmasıdır.
Camianın toplu muhalefeti, “zararın neresinden dönersek kârdır” noktasına getirdi ama Volkan hocanın gelmesi ve yapacakları yetecek mi göreceğiz…
Zira geriye 9 hafta kaldı ve bütün zor sınavlar ilk 5 haftada gerçekleşecek.
Eğer daha geç kalınsaydı aksiyon almaya da hiç gerek kalmayacaktı !
Nasıl mı ?
Uzun süre hem tedavisini geciktiren hem de perhiz listesini aksatan hastanın yakınları taburcu işleminden sonra doktora son soruyu yöneltmişler…
- Hastamız neler yesin doktor ?
- Doktor da tarif etmiş, “Bu saatten sonra bırakın ne yerse yesin.”
Hasta yakınları da doktoru değiştirmenin artık fayda sağlamayacağını anlayıp, muhtemel neticeyi beklemeye başlamışlar.
Sosyal medyadaki yorumları okuyorum, benden ayrı düşünen yok. Bu durumda koro halinde aynı şeyleri söylediğimize ve yönetim ise geç de olsa aksiyon aldığına göre bizlere de olanca gücümüzle destek vermek kalıyor…