Reklamı Geç
Ankaragücü Evine Döndü
Necmi Kepçetutan

Ankaragücü Evine Döndü

Bu içerik 2334 kez okundu.

100. yılda şampiyonluk vaadleriyle  başlayan, kısa sürede kulübün milyonlarca lira borç yüküyle adeta kaderine terkedildiği o malum süreç sonunda 102. Yılında süper lige veda etmişti

Ankaragücü. 2011 – 2012 sezonunda bitime altı hafta kala. Saraylarda  peri masallarındaki gibi yaşatılma sözüyle yoldan çıkarılıp işler sarpa sarınca yüzüstü bırakılan sevgili gibiydi Ankaragücü. Yöneticisi, topçusu, menajeri, mahalle bakkalı cümle aleme borçluydu koca kulüp. Haczin, temliğin haddi hesabı yoktu.  Öyle dönemler yaşadı ki asırlık çınar... Oyuncusuna, personeline bırakın para vermeyi, yiyeceği ekmeği, içeceği suyu, ısınacağı gazı bulamayacak hale geldi kısa sürede. Bu şartlarda bir alt lige düşüş de kaçınılmazdı. O da oldu.

1988- 2010 yılları arasında bir dolu meslekdaşımla beraber (Hemen hepsi çakma değil gerçek spor yazarıydı) müthiş bir rekabet içinde gece gündüz takip  ettiğim. Finaller, Avrupa kupaları, lig dördüncülüğü yaşadığım. Dostlar edindiğim. Sevinçler, üzüntüler gördüğüm süper lig takımı artık TFF 2. Ligdeydi. ( Eski 3. Lig).  Gidenin kolay kolay dönemediği bir yerde yani…

Ankaragücü’nün yeniden süper lige, olması gereken yere döndüğü gün bunları bir daha yazdım ki kulüp nereden nereye gelmiş bilmeyenler tarafından da anlaşılsın.




Bu kadar sorunla uğraşıp, kaynak bulmak, borçları ödemek, ötelemek, transfer yasaklarını kaldırmak, transfer yapmak vs. vs. Bir de üstüne sportif hedef koymak, iki sezonda bu hedefe ulaşmak müthiş bir başarı öyküsü doğrusu. Mehmet Yiğiner Başkanlığındaki yönetim elbette hatalar da yaptı. Ama her türlü olumsuzluğa rağmen bu işe inandı, camiayı, taraftarı bu işe inandırdı. Kulübün kapısına kilit vurulmaktan kurtardı. Bu başarı da aslan payı kim ne derse desin onların. Geçen sezonun hocası İsmet Taşdemir, ekibi ve oyuncuları görevlerini layıkıyla yapıp zorluklara rağmen takımı bir üst lige çıkarmasa belki de bu günler yaşanmayacaktı. Dolayısıyla onların da bu çorbada tuzu haddinden fazla. Ve bu sezon. Süper lig hedefiyle yola çıkıldığında dudak büken çoktu. Kurulan kadro  da rakiplerle karşılaştırıldığında öyle ahım şahım değildi. Teknik direktör İsmail Kartal’la ilgili kafalarda soru işaretleri vardı. Para gene sorundu. Futbolcular kah para alamıyor, kah sadece prime tav oluyordu. Öyle ya da böyle kişisel ilişkiler, bağlantılarla da olsa değirmeni döndürecek su bir şekilde bulunuyordu. Takım öyle tatmin edici oyun da oynamıyordu çoğu zaman. Tökezlese bile çabucak ayağa kalktı İsmail Kartal ve oyuncuları. İçerde kaybetti de dışarda telafi etti. Haklı haksız cezalar da aldı. Şansları da yaver gitti. İkinci ligde bile stadı dolduran taraftarını da arkasına alarak kendi kaderinin ağlarını ilmek ilmek ördü. Ve süper lige, layık olduğu yere gittiği gibi geri döndü. Bu kadar badireden sonra bu kadar hızlı dönüş. Asıl peri masalı bu olsa gerek. Sevinmek, alkışlanmak, övülmek, övünmek bu kulübün, bu ekibin hakkı. Kutlarız…

Ancak bir yandan da şapkaları öne koyup düşünmek gerek. Borçlar ortada. Yepyeni bir kadro gerek. Her şey güllük gülistanlık değil.  Süper lige çıkan bir takıma göz koyanlar da vardır elbet. Geleceği düşünmek, planlamak da bu ekibin öncelikli görevi. Ne olursa olsun Ankaragücü’nün kişilerin, siyasetin, şunun, bunun değil Ankara’nın malı, markası olduğunu unutmadan çalışmak, çabalamak gerek…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay'a Transfer Yasağı Geldi
Altay'a Transfer Yasağı Geldi
Afyon'da Bir Serhat Gitti Bir Serhat Geldi
Afyon'da Bir Serhat Gitti Bir Serhat Geldi