Reklamı Geç
Hasan Şengel - Oktay Arıca - Zeki Ünaldı
Ercüment Tunçalp

Hasan Şengel - Oktay Arıca - Zeki Ünaldı

Bu içerik 971 kez okundu.

Üçünün de ortak tarafı Gençlerbirliği’nin zor günlerinde öne çıkmalarıdır. Bolluk zamanındaki atmacalardan hiç olmadılar. 

Hasan ağabey beş paramız olmadığı günlerde bütün varlığını riske attı ve hatırladığım kadarıyla sevdiği kulüp uğruna hayatında ilk defa hapishane ile tanıştı. 

Oktay ağabey ile aramızda 15 yaş fark var. Futboldan para kazanılmadığı devirlerde hem Hacettepe’de hem Gençlerbirliği’nde seyretmeye doyamazdık. Selçuk ağabey ve Zeynel ağabeyle birlikte en sevdiğim futbolcularımızdı. Onlar oynarken biz aynı sahada top toplardık. Böyle böyle taraftar olduk.  

Seneler sonra Oktay ağabey ile birlikte aynı yönetimlerde üç defa birlikte çalışma şerefine ulaştım. Kulübümüzde, bir gelip geçenler vardır, bir de demir atanlar…

Gelip geçenlere örnek Abdullah Çevrim dir. Yıllar sonra İstanbul’da karşılaşmıştık. Migros’a mal satmaya gelmişti. Tesadüfen yanımda rahmetli eski Başkanlarımızdan Adil Evrensel’de vardı. Kendisine Fenerbahçeli Abdullah olduğunu rahatça söyledik.

Ve Gençlerbirliği yıllarına ait hatıralara hiç değinmedik.  

Bizim olaya bakışımız böyledir. Genç kardeşimiz Yetkiner Mayda, geçenlerde toprağa verdiğimiz İsmail Özersin ağabeyimizin cenaze töreninde şık olmayan bir davranış modeline takılmış. Boş ver be kardeşim, bizim değerlerimizi tanımayan, hatta tanımak için gayret sarf etmeyen, sadece sütün kaymağı ile ilgilenenlere kızma. 

Misafirliklerini tamamlayacaklar ve gidecekler. Biz ölene kadar buradayız. 

Zeki’yi hem en küçükleri olduğu için, hem de yaşıtım ve sevdiğim bir arkadaşım olduğu için sona bıraktım.  

Yönetici ile ‘taraftardan yönetici’ arasında dağlar kadar fark vardır. İşte Zeki o farkı en yoğun yaşatmış bir eski Gençlerbirliği yöneticisidir.  

Zor günlerde rahmetli Başkanımızın ısrarı ile ‘Genel Kaptanlık’ sorumluluğunu almış, kulüpten ayrılamadığı için kendi işleri bozulmuştu. Takımın kurtulduğu gün henüz kendi şirketi kurtulamamıştı. 

Bursa’nın eski stadında, bir maçın devre arasında geçirdiği kriz ve sedye üzerindeki görüntüsü hâlâ gözlerimin önündedir.  

Her üçü de bu kulübe almaya değil vermeye geldiler. Saygıyı bu insanlar hak etmiyorlarsa kimler hak ediyor acaba ? 

Bu saygıyı göstermek Gençlerbirliği alışkanlığında vardır. Son 15 yıl içinde kaybettiğimiz büyüklerimizin son anlarına kadar yanlarındaydık. Hayattaki en yaşlı Gençlerliler ile birlikte olma şerefine ulaştık. Rahmetli Behiç Koral’a (1933 kadrosunda), formamızı en uzun süre taşıyan futbolcumuz (18 yıl) rahmetli Hasan Polat’a (1935-36 sezonu başlangıç) hem sağlıklarında en yeni formalarımızı giydirdik hem de renklerimizle ebediyete uğurladık.

Son yıllarında hastanede, yaşlılar yurdunda, evlerinde, yazlıklarında yanlarında olduk, hizmetlerinde bulunduk. Hepsine Allahtan rahmet diliyorum.  

Bu alışkanlıklarımızın devamı dileğiyle…    

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beyaz TV'ye Rasim Ozan Kütahyalı cezası
Beyaz TV'ye Rasim Ozan Kütahyalı cezası
Kars 36 Spor Gençlerbirliği'ni gözüne kesti
Kars 36 Spor Gençlerbirliği'ni gözüne kesti