Reklamı Geç

Ankaragücü 107 yaşında

31 Ağustos'ta kurulan Turan Sanatkarangücü ve Altınörs İdmanyurdu'un birleşmesi ile ortaya çıkan Ankaragücü 107 yaşına bastı.

Ankaragücü 107 yaşında
Bu içerik 315 kez okundu.

31 Ağustos'ta kurulan Turan Sanatkarangücü ve Altınörs İdmanyurdu'un birleşmesi ile ortaya çıkan Ankaragücü 107 yaşına bastı.

Türk futbolunun en köklü kulüplerinden biridir Ankaragücü…Kuruluş tarihi 31 Ağustos 1910, kuruluş yeri İstanbul’dur. Zeytinburnu’ndaki İmalat-ı Harbiye atölyelerindeki işçiler ve öğrenciler tarafından, yani savaş techizatları üretimi yapan atölyenin işçileri ve öğrencileri tarafından kurulmuştur. O yüzden kulübün arması bile mermi çekirdeği görünümlüdür. İmalat-ı Harbiyeliler, hayat felsefelerini kulübün armasına yansıtmışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul çapında maçların yapıldığı İstanbul Ligi sürmekteyken savunma sanayinde çalışan işçiler ile buralara işçi yetiştiren meslek okullarında okuyan öğrenciler kendi kulüplerini kurmak için harekete geçerler. Burada Ankaragücü’nün kurulması için ilk adım atılır. İmalat-ı Harbiye Mektebinin son sınıf öğrencilerinden Şükrü Abbas öncülüğündeki Turan Sanatkarangücü ile Agâh Orhan öncülüğündeki Altınörs İdmanyurdu aynı gün kurulur.

İki kulübün kurucu iki başkanı vardır. Bu başkanlar Kazım Bey ve Hasan Muslihiddin Bey’dir. İki takım ilk maçlarını birbirlerine karşı oynarlar ve daha sonraki yıllarda birleşirler.

4 Nisan 1911 günü oynanan bu maç 0-0 berabere devam ederken çıkan olaylar nedeniyle tamamlanamaz.

Altınörs İdmanyurdu ve Turan Sanatkarangücü, kuruluşuna öncülük ettikleri Cuma Ligi’nde kesintili de olsa oynadıktan sonra 1. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle oluşan şartlar nedeniyle spora ara vermek zorunda kalırlar. 2 kulübün de tarihinde İstanbul’daki işgalcilerle yapılan maç yoktur. Bugün bazı kulüpler işgalcileri yenmekle övünürken, İmalat-ı Harbiyeliler işgalcilerle maç yapmayı reddetmişlerdir.

İlk katıldıkları İstanbul Cuma Liginde şampiyonluklar elde ederler. Ama takımda futbol oynayan işçiler ve öğrenciler Balkan ve Kurtuluş Savaşları için cepheye gidince liglere katılamazlar.  Cephede olmak zorundadırlar. Çünkü cephede silah ve insan gücü lazımdır. Cepheye katılırlar, şehitler ve gaziler verirler.

Bugün Ankaragücü binlerce seveni olan bir kulüptür. Bu kulübün bu kadar sevilmesinin tutku derecesinde bağımlılık yapmasının her taraftarı için değişik sebepleri  olabilir. Kimi rengine, kimi ismine, kimi armasına, kimi de başarılarına kapılmıştır. Ama tüm Ankaragüçlüleri ortak paydada buluşturan bir değer vardır ki; bu çok yüksek bir değerdir.

Ankaragücü bir Kuvay-ı Milliye takımıdır. 

Ankaragücü’nün temelini atan İmalat-ı Harbiye işçileri, öğrencileri ve tüm sporcuları, Mustafa Kemal’ın talimatıyla Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcından bitimine kadar geçen zaman içinde Vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı için mücadele etmişlerdir. Bu mücadelede Ahmet Şefik, Muharrem Ali, Süleyman Hüsmen vatan uğruna şehit düşerler, gaziler verilir. Ancak Mustafa Kemal önderliğinde vatan kurtarılmıştır. Bugün Ankaragüçlüler takımlarıyla gurur duyuyorlarsa bunun en büyük sebebi bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında kulübün sporcularının canları ve kanları pahasına verdikleri mücadeleden dolayıdır.

Bu yüzdendir ki Ankaragücü sadece bir spor kulübü olarak düşünülemez. Bu kulübün formasının tarihi anlamları vardır. Yürekleri vatan sevgisi ile çarpan insanların kulübüdür Ankaragücü.

İstanbul'dan Ankara'ya

İstanbul’da kurulan Ankaragücü’nün bu şehirden kopup, Ankara’ya gelmesi Kurtuluş Savaşı’yla birlikte olur. Osmanlı İmparatorluğu 1.Dünya Savaşından yenik çıkması üzerine topraklarının büyük bir kısmı galip devletler arasında paylaşılır. İstanbul ve Boğazlar’da İngiliz’lerin payına düşer.  İngiliz işgal komutanlığı İstanbul’a yerleşerek, Osmanlı ordusundaki silahları toplarlar, orduyu dağıtırlar. Zeytinburnu’ndaki kulübün sporcu ve öğrencilerinin bulunduğu İmalat-ı Harbiye atölyesi de işgal kuvvetleri tarafından dağıtılır. Sadrazam Damat Ferit Paşa, İngiliz işgal kuvvetlerinin atölyelerin kapatıldığına dair haberi fabrika umum müdürü Selahattin Adil Paşa’ya bildirir. Selahattin Adil Paşa, Mustafa Kemal’in Manastır’dan okuldan tanıdığı ve güvendiği biridir. Kendisiyle sık görüştüğü komutanlardandır. Kapatma kararı İmalat-ı Harbiyeliler’i çok zor duruma sokar. Ama mücadeleden vazgeçmezler, bir kısmı Bursa’ya geçip muallim mektebine yazılır, bir kısmı da İstanbul’da kalır. İstanbul’da kalanlar Mustafa Kemal’in emriyle, Selahattin Adil Paşa öncülüğünde bir direniş örgütü kurarlar. Bu örgütün adı da İmalat-ı Harbiye’dir.

İmalat-ı Harbiye direniş örgütünün çekirdeği Ankaragücü’nün temelini oluşturan Altınörs ve Turan Sanatkaran Gücü sporcularıdır. Örgütlenen İmalat-ı Harbiyeliler daha sonra Mustafa Kemal’in emriyle Ankara’ya geçer ve vatanın kurtulması için savaşırlar. Mustafa Kemal, en güvendiği isimlerden olan ve omuz omuza çarpıştığı Selahattin Adil Paşa’yı, Kurtuluş Savaşı sonrası İstanbul komutanlığına atar. Bu görev Kurtuluş Savaşı sonrası şehrin ilk valisi ve belediye başkanı anlamını taşır. Ankara’da yeniden yapılanan 2 takım “Anadolu Sanatkarangücü” ve “Turan Sanatkaragücü” isimleriyle faaliyetlerini sürdürmeye çalışırlar. Kulüp binası olarak da İsmetpaşa’daki bir kahvehane kullanılır. Bu arada İstanbul kulüplerindeki bazı Mustafa Kemalci subaylarda Milli mücadeleye katılmak için Ankara’ya gelirler. Beşiktaş’tan Cavit, Fercani, Badi Kemal ve Hasan; Galatasaray’dan Edip Balyoz ile Fenerbahçe’den Cevat Çağı ve Kadri Can Anadolu Sanatkarangücü forması giyerler. İki takım 31 Ağustos 1923 tarihinde “Anadolu-Turan Sanatakarangücü” ismi ile birleşirler.

Ankara Kalesi'nden toplar ateşleniyor

Atatürk, Cumhuriyeti ilan edince emri verir, İmalat-ı Harbiyeliler Ankara Kalesi’ne çıkıp sallarlar onlarca topu burçlardan ve tüm Dünya’ya Cumhuriyet’in ilanını duyururlar.

Savaş zaferle biter,  Mustafa Kemal, bir gün kulübü ziyarete gider.  Yemek yenir, meyveler gelir. . Ankara kavununun sarısıyla, iri taneli Ankara misket üzümünün lacivertinin renk uyumu Gazi’nin çok hoşuna gider. Atatürk’ün beğendiği bu uyum kulübün renklerine dönüşür. Kulübün renkleri bile Atatürk patentlidir…

O dönemde “Çıktık açık alınla...” diye başlayan 10.Yıl marşının yazarı Behçet Kemal Çağlar bu şanlı takıma gönül verenlerdendir.

Ankaragücü ismi alınıyor

Ankaragücü tarihi ilginç ve enteresandır. İsmini de yine ilginç bir gelişmeyle alır. Bugünkü isim alınırken yine buram buram tarih kokan bir genel kurul yapılır. Ankaragücü’nün 31 Ağustos 1933 tarihinde yaptığı genel kurul öyle bir genel kuruldur ki, futbol tarihimizde eşine rastlanmaz. Bu tarihte Ankara’daki kulüp binasında yapılan genel kurula başta İstanbul olmak üzere yurdun her yerinden üyeler gelmiş ve kulübün yeni konulacak ismi üzerine büyük tartışmalar yapılmıştır. İsim için Mustafa Kemal Atatürk, Kuvay-ı Milliye ve Kurtuluş Savaşını andıracak isimler ortaya atılmıştır. Bu isimler içinden Çankaya Güneşi, Dikmen Yıldızı, Zafer, Kurtuluş, İmalat’ı Harbiye  Gücü ağırlıklı olarak ön plana çıkmıştır.

“Çankaya Güneşi” Mustafa Kemal’dir. “Dikmen Yıldızı”, devrin ünlü yazarlarından Aka Gündüz’ün Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı’nı anlatan o devrin çok okunan bir eseri. “Zafer” ve “Kurtuluş” isimleri ise Kurtuluş savaşı ve büyük zaferden esinlenmiştir.

Oluşturulan heyetin başkanı Milli takımımızın eski kaptanı Alaaddin Baydar; “Biliyorsunuz kulübümüz için İmalat-ı Harbiye adını kullanmamız Mıntıka tarafından yasaklandı. Peki bu İmalat-ı Harbiye’nin gücünü, Kurtuluş Savaşının karargahı olan Ankara’nın gücü ile birleştiremez miyiz? Ne dersiniz?” diye sorar. Bütün üyeler bu teklife çok sıcak bakarlar. Herkese ayağa kalkar ve alkışlamaya başlar.

Heyet kongre salonuna dönerek, kararı açıklar; “Yeni adımız “ANKARAGÜCÜ”dür. Daha sonra bağlı bulunduğu kurum olan Makine Kimya Endüstrisi’nin (MKE) kısaltılmış harfleri ismin başına konur ve MKE Ankaragücü olarak kullanılır.

Öönce savaşta, sonra sahada zaferler

Hem kendi kuruluş aşaması, hem de Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşaması bittikten sonra, artık sırada; cephedeki değil, futbol sahasındaki zaferler vardır.  Bu arada o dönemdeki Ankaragücü’nün efsane yöneticilerinden Ferit Karslı, Futbol Federasyonun kurucusu olur.

Yıl 1949... Ankara şampiyonluğunu en çok kazanan takım olan Ankaragücü; o sene önce Ankara şampiyonluğuna ulaşır, sonra İstanbul şampiyonu Galatasaray, İzmir şampiyonu İzmirspor ve Anadolu grubunu şampiyon bitiren Eskişehir Demirspor ile Türkiye şampiyonunun belirleneceği finalleri oynar. İlk 2 maçların sonunda Ankaragücü ve Galatasaray 2’şer galibiyet elde edince finale yükselirler.  Finale Ankaragücü iyi başlar, ama Galatasaray 3-1 öne geçer.  Ancak Ankaragücü öyle bir geri dönüş yapar ki; önce 3-3’lük eşitliği sağlar, sonra da Recep Adanır’ın 90.dakikada attığı golle maçı 4-3 kazanıp Türkiye Şampiyonu olur. (Eğer Mevcut Ligimiz öncesi oynanan ligdeki şampiyonluklar tescil edilirse Ankaragücü’nün de Türkiye Liglerinde bir şampiyonluğu olacak)

1951’de bir Kuzey Kıbrıs Türk takımıyla maç yapan ilk Türkiye Cumhuriyeti takımı Ankaragücü olur. (Çetinkaya Spor Kulübü)

1959’da başlayan ilk Milli Ligde Ankaragücü’de yer alır ve ses getirir. 1960’lardaki kadro “Ankara Canavarı” olarak nam salar.

1969’da dönemin en prestijli kupalarından olan Başbakanlık Kupası kazanılır.

70’lerde 'Bastır Ankaragücü' rüzgarı

1970’li yıllarda çelik gibi sağlam bir kadro kurulur ve Türkiye’de “Bastır Ankaragücü” rüzgarı esmeye başlar. Dağlara taşlara adı yazılır. Üzerine şarkılar, türküler bestelenir. Bunların en ünlüsü dönemin en bilinen türkücülerinden olan Urfalı Babi’nin söylediği; “Bıraktık işi gücü bastır Ankaragücü…” olanıdır. (İbrahim Tatlıses’in söylediği “Sabuha” , Erkin Koray’ın “Gönül Salıncağı”,“Senden Ayrı” ve “Dübeş attım yek geldi” de Urfalı Babi’ye aittir.)

1972’de Türkiye Kupası teknik direktör Ziya Taner yönetiminde Ankaragücü’nün olur. Zorlu maçların ardından finalde Altay mağlup edilir. Ancak Cumhurbaşkanlığı Kupası finalinde Galatasaray’a kaybedilir.

Bir sezon sonra Türkiye Kupası’nda yine finali görür. Ancak finalde Galatasaray’a kaybedilir. Kupa başarıları tesadüf değildir. Çünkü sarı-lacivertliler ligde de başarılıdır. O dönem hem ligde, hem kupada fırtına gibi eserler. Baskın’lar, Aydın’lar, Erman’lar, Sarı Mehmet’ler, Tatar Metin’ler, Coşkun’lar, Köksal’lar Türkiye’de ses getirir. Çok tarihi zaferlere imzalar atılır. İstanbul’da İnönü Stadı’nda, 3 kırmızı karttan dolayı 8 kişi kaldıkları maçta Datçu’lu, Ziya’lı, Cemil’li  Fenerbahçe’yi 2-1 devirirler. 1971-72 sezonunda son haftalara kadar şampiyonluğu zorlarlar. Ama nefesleri yetmez şampiyon Galatasaray’ın 9 puan gerisinde ligi tamamlarlar. 70’lerin ilk yarısında sürekli ilk 5 içinde ligi bitirirler.

Çok büyük oyuncular yetiştirmişlerdir. Kendi dönemlerinin en kaliteli golcülerinin arasından sıyrılarak 2 kez Ertan Adadepe, 1 kez Ali Osman Renklibay ligde gol kralı olurlar. Türkiye’den en uzun süreli teknik direktörlük yapılan kulüp yine Ankaragücü’dür. Kulübün aynı zamanda eski futbolcusu olan Natık As tam 15 yıl süreyle aralıksız olarak Ankaragücü teknik direktörlüğü yapmıştır.

1981 destanı ve kupa beyi

1981’de 2.Ligde oynayıp Türkiye Kupası’nı  bir kez daha müzesine götürür. Bu önemli kupayı 2.ligde oynarken kazanan ilk ve tek takım teknik direktör Yılmaz Gökdel ve efsane başkan Sabri Mermutlu yönetiminde Ankaragücü’dür. Son kupa şampiyonu Altay’ı, Beşiktaş’ı, Fenerbahçe’yi, Boluspor’u deviren Ankaragücü kupayı Ankara’ya getirir. Çeyrek finaldeki Beşiktaş maçı tam anlamıyla bir “efsane“ maçtır. İlk maçı İstanbul’da 2-0 kazanan Beşiktaş, Ankara’ya adeta turistlik geziye gelir gibi gelmiştir. Normal sürede 2-0 sarı-lacivertlilerin üstünlüğü ile bitince maç uzatmaya gider. Uzatmada Ankaragücü İrfan’la bir gol daha bularak maçı 3-0 kazanır ve yarı finale çıkar. Beşiktaşlılar maçın uzamayacağını, bir 2.Lig takımına karşı güle oynaya turu geçeceklerini düşünerek uçak biletlerini almışlardır. Ama maç uzayınca uçağa yetişemezler.

Yarı finalde Fenerbahçe’yi geçerler. Boluspor’la oynanan finalin ilk ayağını Ankara’da 2-1 kazanan sarı-lacivertliler Bolu’da 0-0 berabere kalarak kupayı kaldırırlar.

Kupa zaferinden sonra Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanılır. Hem de son 3 sezonun Türkiye Ligi şampiyonu Trabzonspor’u, Nazmi’nin golüyle 1-0 yenerek. Nazmi’nin golünden sonra tüm takımın “kendi sahasında” sevinçten kenetlenmesi az daha bir faciaya sebep olacaktır. Oyuna hemen başlayan Trabzonspor, sarı-lacivertli oyuncular sevinirken golü atma şansı yakalar. Ama son anda kaleye dönen kaptan Adil golü önler. 

Ankaragücü’nün bu zaferi darbe yaparak Devlet Başkanlığı koltuğuna oturan Kenan Evren’in de dikkatinden kaçmaz. Evren, Türk futbol tarihinde ilk kez görülen bir şeyi uygulamaya koyar. İkinci Lig takımı olarak Türkiye Kupası’nı kazanan Ankaragücü için bir yasa çıkararak takımı Birinci Lige alır. Bu karar hem o dönemde, hem de günümüzde futbol kamuoyunun en çok tartıştığı olaylardan birisi olur.

80’lerde; Adil, Arif, Hüsnü, Haluk, İhsan, Fuat, Hikmet, İrfan, Bonhof Nazmi, Cüneyt, Hurubesch Mehmet, Maradona Sadık, Halil İbrahim gibi oyunculardan oluşan efsane kadro adını tarihe altın harflerle yazdırır.  

Ankaragücü 1981 zaferinin ardından bir sonraki sezon da yine kupada finaldedir. Ama Galatasaray’a ilk maçta 3-0 yenilir. İkinci maçı 2-1 kazansa da kupayı kaybeder. Ardı ardına kupada 2 final, 2 yarı final görünce 80’li yıllarda “Kupa Beyi” olarak nam salar. O yıllarda maçlarını yaz kış sürekli ortalama 26’bini biletli 30 bin taraftar önünde oynar. Ankaragücü maçlarına girebilmek için taraftarı maç geceleri 19 Mayıs Stadı önünde yatarlar. 1980’li yılların ilk yarısında da sürekli puan cetvelinde ilk 5’in içinde yer alır ve şampiyon takımın yaklaşık 10-12 puan gerisinde ligi bitirirler. Fatih Terim ve Samet Aybaba ilk kez bu dönemde Ankaragücü’nde teknik direktörlüğe başlarlar.

1991’de bir kez daha kupada finale çıkar. Ancak İzmir’e giden 10 bin taraftarının huzurunda bir kez daha Galatasaray’a takılır ve normal süresi 1-1 biten maçta uzatmalarda mağlup olur.  Ama teselliyi Başbakanlık Kupası’nda bulur. Trabzonspor’u 3-1 yenerek Başbakanlık Kupasını bir kez daha müzesine götürür.

2000 yıllarda Ersun Yanal’la büyük bir çıkış yakalayıp “Gol makinesi” ünvanını alırlar.

Şimdilerde biraz sallansa bile halen Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’tan sonra ligde en çok oynayan dördüncü takım olma özelliğini korumaktadır. Bir sezonda Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’u yenmeyi başarmış 3 takımdan birisi de yine sarı-lacivertlilerdir.

1931’den bu yana Ujpest, Rapit Wien, Admira, Feyenoord, Karlsruhe, Dinamo Zagrep, Maccabi, PAOK, Strum Graz, Hajduk, Austria Wien, Leeds United, Glaskov Rangers, İraklis, Spartak Moskova, Lokomotif Moskova, Alaves, Rostov, Atletico Madrid gibi Avrupa’nın şöhretli takımlarıyla defalarca maçlar yapar.

O; kökü Osmanlı’dan başlayıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasıyla devam edip, buralara kadar yıkılmadan, binlerce seveni ile gelen Ankaragücü’dür…

Tarihiyle, kültürüyle, renkleriyle, armasıyla, başarılarıyla, gelenekleriyle, taraftarıyla 107 yıllık yıkılmaz bir kaledir Ankaragücü !

 

ankaragücü 107 yaşında
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hangi maç hangi kanalda?
Hangi maç hangi kanalda?
Ersun Yanal, ilginç için iddia
Ersun Yanal, ilginç için iddia